Keyifli bir söyleşi 
Sunay Akın'ın sadece bir kitabını okudum ; İstanbul'da bir zürafa..Tarihe çok farklı bir yaklaşımı vatr. Daha çok tarihte gözümüzden kaçan, belki küçük ama etkisi büyük olayları ele alıyor ve bir konudan diğerine sanki düzyazı değil de şiir yazıyormuşcasına geçişler yapıyor.
Benden sonra aynı kitabı babam okudu ve çok beğendi. Ben de ona doğumgününde tüm kitaplarını hediye etmiştim..
Geçenlerde bir şekilde söyleşi davetiyesi geçti elime hem de iki kişilik. Babamla birlikte gittik, iyi ki de gitmişiz...
Acaba ne anlatacak bu adam derken öyle bir keyifli sohbet oldu ki hiç bitmesin istedik.
Sunay Bey tarihteki çok farklı olayları inanılmaz bir örgü içinde anlattı. Öyle ki 17. yüzyılda Almanya da bir yetimhaneden kaçan bir çocuğun hikayesi döndü dolaştı Müjdat Gezen'e bağlandı. O çocuğun bu kaçışı Müjdat Gezen'in tiyatrocu olmasını sağlamış..
Anlatmakla olmaz siz de imkan bulursanız Sunay Akın'ın söyleşilerini kaçırmayın derim.
Kendisi aynı zamanda Türkiye'de müzeciliğe önem veren insanların başında geliyor ve kendi kurduğu İstanbul Oyuncak Müzesi'nde birçok eski oyuncak sergileniyor. Çıkışta kitaplarını imzalatırken parasının büyük bölümünü oyuncaklara harcadığını anlattı bize..
Ne diyeyim ağzına, emeğine sağlık Sunay Bey..





İlk çıktığından beri her cuma heyecanla beklediğim bir dergi var. K dergi, yani kitap dergisi. Alkim yayınları tarafından hazırlanan dergide yazarların ve şairlerin bilinmeyen yönleri, yaşantıları, ilişkileri inceleniyor. Her hafta Türk ve Dünya yazarlarından seçilmiş çeşitli yazarları ele alıyor dergi.
Evet ben bir Nick Hornby severim. Kendimi böyle adlandırıyorum çünkü onu ya seversiniz ya sevmezsiniz. Eh işte demezsiniz pek, çünkü öyle bir tarzı vardır. Espirileri incedir, gülümsetirken insanın içine, farkettirmeden, pek çok şey işler. Kitaplarını okurken eğlenirsiniz, bitince boşluğa düşersiniz. Eğlendirir ama boş değildir. En önemlisi doğaldır.Adeta en yakın arkadaşınızla konuşuyormuşsunuz hissi verir kitaplarında.









